Her Veganın Okuması Gereken 3 Kitap

Kitap okuma keyfini veganlıkla birleştirelim dedik ve sizin için konuyla alakalı 3 kitap seçtik. Hepimiz hayvanları seviyoruz ama iş vegan olmaya gelince çok azımız bu zorlu ama sevgi dolu yola giriyoruz. Eğer vegansak ya da veganlığa sıcak bakıyorsak bu konuyu daha net bir şekilde öğrenmemiz gerekiyor. Bunun yolu da kitaplardan geçiyor. Veganlıkta en önemli meseleler olan etik veganlık, türcülük, hayvan hakları, veganlığın diyetten fazlası olduğu gerçeğini ancak bu şekilde daha iyi anlayabiliriz. İşte seçtiğimiz kitaplar da merkezine tam da bu konuları alıyor. Çaylarımızı, kahvelerimizi hazırlayalım ve okumaya başlayalım.


Hayvan Özgürleşmesi - Peter Singer: Peter Singer, Avustralyalı felsefeci ve hayvan haklarını savunan bir isim. Hayvanların kötü muamele gördüğü çiftliklere, mezbahalara, kürk sanayisine, eğlence sektörüne, hayvan deneylerine, spor amaçlı avcılığa dikkati çekmek için Hayvan Özgürleşmesi kitabını yazdı. Ve bu kitapta hayvanların özgürleşmesi adına ne yapmamız gerektiğine, bunun hayvan hakları çerçevesinde neden gerekli olduğuna da değindi. Bu yüzden bu kitabı okunacaklar listenize mutlaka eklemelisiniz.


“Sürekli ahlak, adalet ve eşitlik gibi kavramlardan söz ediyor ama sıra hayvanlara gelince birdenbire apayrı bir ahlak anlayışına geçiyoruz. Bu anlayışın özeti şu: Güçlü olan haklıdır ve kendisini savunacak gücü olmayan bir varlığa canımızın istediği gibi davranabiliriz.”


Etin Cinsel Politikası - Carol J. Adams: Bu kitap bir feminist - vejetaryen eleştirel kuram kitabı. Kadınların yaşadığı erkek egemen kültür odaklı sömürü ile hayvanların yaşadığı ve aslında yine erkek egemen kültür odaklı sömürüyü aynı bağlamda ele alıyor. Kayıp beden bağlamında… “Her on yedi saniyede bir kadın tecavüze uğruyor. Her bir saniyede yüzlerce hayvan öldürülüyor. ’Dayak yiyen kadınlar’ gerçekliği her gün yüzümüze çarpılıyor ekranlardan ve gazete sayfalarından. Çiftliklerin esir ettiği, mezbahaların katlettiği hayvanlar ‘marketteki et’e indirgeniyor günümüzde. Etin hem protein için zorunlu olduğuna hem de gücün kaynağı olduğuna inanmamız için örülen mit, aslında erkeğin potansiyel şiddet eğilimiyle üstünlük kurmasına neden oluyor. Etçilleri yiyen etçiller, kafamızdaki iktidar piramidinde en üste yerleştiriliyor ve bu haliyle gündelik hayatımızın her köşesine sızıyor. Reklamların neredeyse tamamında eti yenen hayvanların kadınsı temsil edilmesi ve erkek zihninde seks yapılacak kadının et veya piliç görüntüsünde olması yapbozu kendiliğinden tamamlıyor.” diyor J. M. Coetzee kitap tanıtım yazısında. Bu ifadeler kitabı fazlasıyla özetliyor.


“Birtakım canlılara yaşarken kafesi, ölürken ise kan gölünü reva gördüğümüz sürece savaşları ve ayrımcılığı olumlayan eril şiddet kültürü ve hiyerarşisi aramızdan ayrılmayacak.”


İnsan Neden Vegan Olur? - Anna Charlton, Gary L. Francione: Şu sorunun cevabını tekrar sorgulayabileceğimiz bir kitap: İnsan neden vegan olur? Uzun yıllardır vegan yaşayan hukuk profesörleri Gary L. Francione ile Anna Charlton, hayvanlara davranış biçimimiz ile hayvanlara dair duygu ve düşüncelerimizin nasıl ve neden çeliştiğini bu sarsıcı kitapla gözler önüne seriyor. Şimdi de şu tanıtım metnine bir bakalım ve kendimize yine aynı soruyu soralım. Dürüstçe cevap vermek üzere ama...


“Hayvanlara gereksiz yere acı çektirilmesini veya bir hayvanın ortada hiçbir neden yokken öldürülmesini yanlış buluyor musunuz? Mesela biri durup dururken bir yavru kediyi gözünüzün önünde tekmelese ona müdahale eder miydiniz? Bunu sormak bile saçma, öyle değil mi? Çünkü sırf canımız öyle istedi diye hayvanlara acı çektiremeyeceğimizin hatta bunun bir suç olduğunun hepimiz farkındayız. Yazılı olmasına gerek dahi olmayan evrensel ahlaki yükümlülüklerimizden biridir bu ilke. Şimdi de yavru kedinin yerine mesela bir kuzuyu ya da bir buzağıyı koyun. Arada bir fark var mı? Eğer yoksa o halde bu hayvanları neden öldürüp yiyoruz? Bunun için sağlam bir gerekçemiz, geçerli bir sebebimiz var mı? Yol açtığımız bunca acıyı ve ölümü zorunlu kılan şey nedir? Yoksa hemen her gün üzerinde bir an bile düşünmeden yaptığımız şey yavru bir kediyi tekmelemekten farksız mı?”




88 görüntüleme0 yorum